Üye Girişi
x

Giriş Başarılı.

Yanlış Bilgiler.

E-mail adresinizi doğrulamalısınız.

Facebook'la giriş | Kayıt ol | Şifremi unuttum
İletişim
x

Mesajınız gönderildi.

Mesajınız gönderilemedi.

Güvenlik sorusu yanlış.

Kullandığınız Sosyal Medyayı Seçin
Yeni Klasör 8 yıldır sizin için en güvenli hizmeti veriyor...

Teknoloji dünyasındaki son gelişmeler ve sürpriz hediyelerimiz için bizi takip edin.

"Elçi" değil 'Allah'ın Elçisi'..

> 1 <

kdgd_yakup
Ses Etme Sükunet !

grup tuttuğum takım
Yüzbaşı Grup
Hat durumu Cinsiyet Özel mesaj 1789 ileti
Yer:
İş:
Kayıt: 10-12-2006 11:40

işletim sistemim [+][+3][+5] [-]
kırık link bildirimi Kırık Link Bildir! #340330 20-08-2009 04:02 GMT-1 saat    
Bakara Suresi 252 İşte bunlar Allah'ın ayetleri. Onları sana hak olarak okuyoruz. Yemin olsun ki sen, gönderilen elçilerdensin.


İnsanoğlu Peygamber tasavvurunu üç şekilde anlamıştır tarih boyunca.
1. Melekleşmiş ve insanüstü, bütün hayatı olağanüstü hallerle geçmiş, her istediğini yapabilen, neredeyse yarı-tanrı bir peygamber tasavvuru. Bu tasavvur, peygamberi izlemek istemeyen, O'nu hayatından dışlayıp, tebliğine ve mücadelesine arkasını dönen, bütün dünya işlerinden uzak, neredeyse yemeyen, içmeyen ve acı çekmeyen, melekvari bir elçi, böyle bir elçinin izi sürülemeyeceği için, vahy anlamında kendine muhatap birini kabul etmek istemeyenler, tarih boyunca hep bu anlayış ile hayatın tam ortasındaki bir peygamberi, bilerek veya bilmeyerek hayatın dışına taşıyarak, aklınca tebliği ıskalamış ve muhatap olacağı tüm verilere sınrtını dönmüştür..

2- Peygambere hiç ihtiyaç duymayan, Allah ile insanlık arasında bir elçinin varlığını kabullenemeyen, elçi'nin gereksizliği üzerinde ittifak eden, zaman zaman, gelen elçileri, "bedevi" "çöl adamı" gibi kavramlarla aşağılayan, had-sınır, hukuk tanımayan tipler.. Dikkat ederseniz, Peygamberi insanüstüleştirerek hayatın dışına atanlar ile, O'na ihtiyaç yoktur düşüncesini taşıyanların nihai hedefi neredeyse aynı, Peygambersiz bir hayat özlemi..

3- Peygamberi önce (abd) kul sonra Resul olarak bilen, inanan, O'nun Allah'tan getirdiği herşeye "amenna" diyen, O'nu Allah ile insanlar arasında bir elçi kabul eden, Sadece ve sadece Allah'tan aldıklarını tebliğ ettiğine inanan, yiyen, içen, tüm insani ihtiyaçları olan, melekleşmeyen, izi izlenebilen, her yönüyle insan bir elçi.. Allah'ın murad ettiği bu peygamber tasavvuru, vah'yin de üzerinde ısrarla durduğu bir tasavvurdur, lakin, ümmetin bu tasavvurdan fersah fersah uzak olduğu da acı bir gerçektir..


Nisa Suresi 165 Müjdeleyici ve uyarıcı resuller gönderdik ki, elçiler geldikten sonra insanların Allah'a karşı kanıtı olmasın. Allah Azîz'dir, Hakîm'dir.

Bütün elçiler Allah'ın birer kanıtıdırlar, hepsinin tek ve biricik amacı, Vahy ışığında müjdelemek, uyarıcılık görevini üstlenmek ve Kur'an ışığında bir toplum inşa eylemek.. Peygamberler asla kendilerinin birer kanıtı olamazlar, hiçbir peygamber, kendi öğretilerini, mesajını, söz, hadis ve sünnetini insanlara kabul ettirmek için çaba sarfetmez, sadece ve sadece Vahy'in insanlara ulaştırılması uğrunda mücadele verirler..

En'** Suresi 34 Yemin olsun ki, senden önce de resuller yalanlanmış ama yalanlanmalarına, eziyet görmelerine sabretmişlerdi. Nihayet yardımımız onlara ulaştı. Allah'ın kelimelerini değiştirecek hiçbir kuvvet yoktur. Yemin olsun, elçi olarak gönderilenlerin haberinden bir kısmı sana da gelmiştir.

Bu yette özellikle dikkat edilmesi gereken şey, Allah'ın kelimelerini değiştirecek hiçbir kuvvetin olmadığı gerçeğinin önemle vurgulanmasıdır.. İnsanlık, Vahy demeyen ve Tek Allah'a çağırmayan hiçbir peygambere karşı çıkmamıştır, nitekim, vahy ve Tek Allah demeyen Abdullah oğlu Muhammed, cahiliyye tarafından EMİN, GÜVENİLİR, DOĞRU olarak nitelenmiştir, lakin, ne zaman ki Peygamber Muhammed, Vahy, Tek İlaha Kulluk vurgusu yapmıştır, o zaman yalancılıkla, şairlikle, mecnunlukla suçlanmıştır. Yani, insanlığın Peygamberlerin şahsıyla bir problemleri yoktur, Peygamberlerin kendi şahsi söylemlerine de itirazları yoktur, itiraz, Vahy süreciyle devreye girmiştir hep, bu yüzden hiçbir peygamber vahy süreci kapsamında araya kendi hadis ve sünnetlerini tebliğ olarak sunmamıştır,bu cahiliyye nazarında çelişkiler meydana getirir ki, Allah'ın kelimelerinin değişmezliği yanında, arasına beşer kelimelerini katmanın da sakıncalarını gözler önüne sermektedir En'** 34. cü ayet..

En'** Suresi 48 Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. İman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.

Bu ayet, Peygamber ağzıyla hadis kitaplarına sokulmuş yüzlerce "lanet edici" "beddualarda bulunan" hadisleri kökten reddetmektedir, Peygamberlik özelliği, müjdeleyici, uyarıcı ve kolaylaştırıcı olmak zorunluluğunu taşır ki, bu ayet ışığıyla hadisler tetkik edildiğinde, aslında peygambere ait olmayan sözlerin şaşırtıcı özellikleri gözler önüne serilecektir..

A'raf Suresi 6 Yemin olsun, kendilerine elçi gönderilenleri muhakkak hesaba çekeceğiz; gönderilen elçileri de mutlaka hesaba çekeceğiz

Ayet çok manidar, Ümmetin tam 1000 yıllık yanlış inancını vurgulamtadır. Nedir bu yanlış inanç. Ümmet, ahirette iki şeyden hesaba çekileceğine inanır. Kur'an ve Sünnet. Bu ümmet için bir sakınca teşkil etmiyor gibi gözüksede, ayetin ikinci kısmındaki GÖNDERİLEN ELÇİLERİ DE MUTLAKA HESABA ÇEKECEĞİZ.. hitabında pürüzler çıkmaktadır. Ümmet Sünnetten hesaba çekilirken, Peygamberlerin bundan nasıl hesaba çekileceği anlaşılamamaktadır. Hangi peygamber, kendi sünnetine tam anlamıyla tabi olup-olmadığı konusunda hesaba çekilebilir, bunun mantıksızlığı bizlere şu gerçeği sunmaktadır, Hesaba çekilecek tek imtihan konusu sadece Vahy'dir.. Zaten biricik elçinin mahşer günü Allah'a edeceği "Rabbim, halkım Kur'anı terketti" (furkan 30) ayeti de bizlere bir gerçeği açıkça göstermektedir ki, Ümmetin sorumlu tutulacağı şey sadece Kur'andır..


Rad Suresi 43 Küfre sapanlar: "Sen gönderilmiş bir elçi değilsin." diyorlar. De ki: "Benimle sizin aranızda tanık olarak Allah, bir de yanında kitap bilgisi bulunanlar yeter."

Küfür sahipleri hiçbir zaman elçileri şahsi olarak yargılamamışlardır, ayettende anlaşılacağı üzre, gönderilmiş ve Allah ile birebir irtibatlı elçilere tahammül etmiyorlar, günümüzde de bilinçli veya bilinçsiz Allah ile elçisinin arasını ayırıp, elçisini sahibinin vasıflarıyla donatanların sanırım bu ayetten alacağı çok şey vardır..

Hicr Suresi 11 Onlara bir Allah Elçisi gelir gelmez, onunla mutlaka alay ederlerdi.


Elçiler, normal yaşamlarında kabul görseler de, Mesele Allah'a dayanınca hemen devreye alay ve düşmanlık girmektedir ki, meselenin Vayh'sel olduğu kolayca anlaşılmaktadır..

Nahl Suresi 63 Yemin olsun Allah'a ki, senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik de şeytan onlara amellerini süslü gösterdi. O, bugün de onların dostudur/ o gün de onların dostu idi. Onlar için acıklı bir azap var.

Şirk kavramını sadece kafirler için özgüleyen müslümanların bu ayetten alacağı çok büyük mesajlar vardır. Özellikle Elçilerle muhatap olan insanların şeytan amellerine meyletmesi, başka bir gerçeğe vurgu yapmaktadır.. İnananlarınca tanrılaştırılan ve kutsallaştırılan Peygamberler gerçeği.. Şu an ümmet arasında kabul gören, Allah'ın hüküm koyuculuğunun yanın da Peygamberin de Helal ve Haram koyuculuğu yönündeki inanç, bu ayetin mucizevi yönünü nakşetmektedir beyinlere.

Kehf Suresi 56 Biz, elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Küfre sapanlar ise bâtıla yapışarak onunla hakkı kaydırmak için uğraşıyorlar. Onlar, ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri eğlence edindiler


Ayetleri gidip ölülere tahsis edenler.. Mevlitlerde, toplantılarda, özel günlerde, ayetleri makamlara dökerek, şarkı-türkü dinler gibi muamelede bulunanlar.. Fal, nüsha, şifa, cifir, ebced gibi sapkınlıklara ayetleri aracı kılanlar.. Hayatlarını tanzim etmek dışında her alanda Kur'anı pazarlık aracı olarak görenler, eğlence edindikleri ayetlerin hesabını nasıl vereceklerini hiç düşünmediler nedense..

Kasas Suresi 65 Allah o gün onlara seslenir de şöyle der: "Hak elçilerine ne cevap verdiniz?"

Allah elçilerini hüküm koyucu kabul edenlere bir şamar da bu ayetten geliyor. Şöyle ki, Şu an Elçileri göremeyen insanların Elçilerle muhatap olabilmesi mümkün değildir, bunu belki Elçi ile aynı dönemde yaşayan insanlara söylediğinizde bir anlam teşkil edebilir, ama, bizim bu soruya vereceğimiz bir cevabımız yoktur. Öyleyse, mesele elçilere verilecek cevab değil, asıl mesele, elçinin getirdiği Vahye karşı takındığımız tavır ve vereceğimiz cevaplardır, bu ayett te furkan 30'a atıf yapmaktadır.

Sebe Suresi 34 Biz, hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek, onun servet ve refahla şımaranları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz, sizin elçilik yaptığınız şeyi inkâr ediyoruz!"

Demek ki, elçilerin birebir muhatap olduğu yalanlama şekli günümüzle orantılı,"BİZ SİZİN ELÇİLİK YAPTIĞINIZ ŞEYİ İNKAR EDİYORUZ".. Hastalık aynı, elçiyi, yaşantısını, sözlerini inkar değil, Elçilik yaptığı, tebliğ ettiği şeyi, Vahy'i inkar.. Yani, ortada, Peygamberleri, hadislerini, sünnetlerini inkar eden bir toplum yok, sadece Allah adına insanlara ulaştığı gerçeklerde inkar var, bu ayette vahy ile sünnet arasında sıkıştırılmış bir elçi'nin gerçek görevini beyinlere nakşetmektedir ki, tabii anlayanlar için..


Ahkaf Suresi 9 De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim."

Bir Peygamber ağzıyla söyletilmiş inkar edilemeyecek gerçekler.. Bana vahyedilenden başkasına uymam..Vahyedilenlerden başkasını kutsayan, hüküm kabul edinen, inanç kabul edinenlere vurulmuş sert bir tokat.. Peygamber açıkça şunu söyleyor, Ben vahy'den başkasına itibar etmem, etmeniz konusunda da dahlim yoktur, ederseniz, bunun mes'üliyetini yüklenirsiniz, asla bu hareketinizin muhatabı değilim, beni seviyorsanız, uyduğuma uyun, uymadığım şeylerden kaçının.. İşittik ve İman eyledik Ey Allah'ın elçisi..


Münafıkun Suresi 1 Münafıklar sana geldikerinde: "Senin kesinlikle Allah'ın elçisi olduğuna tanıklık ederiz." derler. Senin kesinlikle O'nun elçisi olduğunu Allah zaten biliyor. Ve Allah tanıklık eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdırlar.


Münafıklar yürekleriyle inanmasalar da Elçinin Allah'ın peygamberi olduğun tanıklık ediyorlar, peki, yürekten inandığı halde, Peygamber ile Allah'ı ayırarak ayrı ayrı kategoride değerlendiren müslümanların durumu nedir?.. Müslümanların Peygamber tasavvurunu yeniden gözden geçirmelerinin aciliyetini ne güzel gözler önüne seriyor bu ayet..


Talak Suresi 11 Bir elçi indirmiştir ki, iman edip hayra ve barışa yönelik işler sergileyenleri, karanlıklardan nura çıkarmak için Allah'ın ayetlerini açık-seçik okur. Allah'a inanıp hayra ve barışa yönelik işler yapanları Allah, altlarından ırmaklar akan cennetlere/bahçelere koyacaktır. Onlar orada sonsuza dek kalıcıdır. Allah böylesi için rızkı gerçekten güzelleştirmiştir.

Cenneti garantilemenin tek yolu, Allah'ın ayetlerini açıkça bildiren elçiye AMENNA deyip, bundan başkasına gözünü, gönlünü kapatmak.. Demek ki Cennetin yolu Kur'an dan geçmektedir, bunu kavrayanlara selam olsun..

Şems Suresi 13 Allah'ın elçisi onlara şöyle demişti: "Allah'ın devesini ve onun su içme hakkını koruyun."

"Elçi" değil, Allah'ın elçisi.. "Hüküm" değil, Allah'ın Hükmü... "Boya" değil" Allah'ın boyası.. "İp" değil, Allah'ın ipi.. Sonuçta, herşey Allah'tan gelmiş Allah'a gidiyor ve bu geliş ve gidişin yolunu da başkası değil, sadece Allah belirliyor.. Allah'ın boyasına boyanıp, İpine sımsıkı sarılanlardan olmak niyazıyla..

Şüphesiz En Doğrusunu bilen sadece ALLAH'tır..

Bunu ilk beğenen siz olun

Hata Oluştu


> 1 <