Üye Girişi
x

Giriş Başarılı.

Yanlış Bilgiler.

E-mail adresinizi doğrulamalısınız.

Facebook'la giriş | Kayıt ol | Şifremi unuttum
İletişim
x

Mesajınız gönderildi.

Mesajınız gönderilemedi.

Güvenlik sorusu yanlış.

Lale-devri-geniş

Lale-devri-geniş Hakkında Bilgi - Lale-devri-geniş Nedir Özet


Araştırmalar



XVIII. yy. Islahatlarinin Amaci ve Özellikleri

XVIII. yy. Osmanli Devleti’nin bilim, teknik ve askerlik alanlarinda geri kaldigi anlasildi. Bu gerilemenin sebebini ögrenmek ve tedbirini almak için XVIII. yüzyilda islahat yapan kimseler sunlardir:

a) Lale Devri

XVIII. yy. islahatlarinin ilki Lale Devri ile baslar. 1718 Pasarofça Antlasmasi'ndan 1730 Patrona Halil Isyani'na kadar geçen döneme “Lale Devri” denir. Bu dönem, zevk ve eglence devri olarak görülmekle beraber, daha çok yeni bir düsünce yeni bir anlayis ve Avrupa’ya yakinlasma dönemi olarak da kabul edilir.

Lale Devri’ni baslatan Nevsehirli Ibrahim Pasa, yenilikten ve baristan yana biri olmasinin yani sira, zevk ve eglenceye de düskündü. Dönemin padisahi III. Ahmet’in de eglenceden hoslanan bir olmasi, sadrazami ile kolay anlasmasini sagladi. Bu dönemde Haliç ve Bogaziçi kiyilarinda birçok eglence yerleri ve köskler yapildi. En önemlisi, Sadabat köskü ve bahçesiydi. Bu eglence yerlerinde yazin lale eglenceleri, kisin helva sohbetleri düzenlenirdi. Bir çok eserler lale motifleriyle süslendi. Bu nedenlerden dolayi, sonradan Nevsehirli Ibrahim Pasa dönemine “Lale Devri” dendi. Sairler, bu eglence ve zevk dönemini siirlerinde dile getirdiler.

Lale Devri Islahatlari

Avrupa’ya elçiler gönderildi. Bu dönemden itibaren Avrupa’ya tepeden bakilmamaya baslandi. Avrupa’nin gücü fark edildi. Bu dönemde Istanbul’da kagit, cam ve seramik fabrikalari açildi. Paris elçisi Yirmisekiz Çelebi Mehmet'in oglu Sait Efendi ve Ibrahim Müteferrika tarafindan 1727’de matbaa getirildi. Yeniçerilerden bir itfaiye bölügü kuruldu. Dogu klasiklerinden ve Aristo’dan tercümeler yapildi. Dis ticaretin gelismesi saglandi.

b) I. Mahmut Dönemi Islahatlari

Islahatlar ilk olarak askeri alanda yapildi. Fransiz asilli Humbaraci Ahmet Pasa, humbaraci ocagini kurdu. Fransa’dan topçu subaylari ve askeri uzmanlari getirtildi. Üsküdar’da Hendesehane adli askeri mühendis okulu açildi. Çalismalar, 1736 Avusturya Savasi’nda meyvesini verdi ve Avusturya yenildi. Timar ve zeametle ilgili islah kanunlari çikartildi. Imar ve kültür alanlarinda çalismalara devam edildi.

c) III. Mustafa Dönemi Islahatlari

Islahatlar genelde askeri islahatlardir. Bunun yaninda maliye ve bayindirlik alanlarinda da islahatlar yapildi. Sadrazam Koca Ragip Pasa ve Fransiz hükümetinin gönderdigi Macar asilli Baron dö Tot’un islahatlarda çalistilar. Baron dö Tot, Tophane Ocagi’ni islah etti. Agir toplar yerine hafif toplar döktürdü. Hasköy'de modern bir top dökümhanesi açildi. Donanma islah edildi. Deniz Mühendis hanesi açildi. Istanbul ve Çanakkale yeni savunma düzenleri kuruldu.

d) I. Abdülhamit Dönemi Islahatlari

I. Abdülhamit Dönemi, islahatlari daha yenilikçidir. Islahat için gelen yabanci uzmanlarin Müslüman olma ve kilik kiyafet sartlarina uyma zorunlulugu kaldirildi. I. Abdülhamit’e sartli islahatlar konusunda Sadrazam Halil Hamit Pasa ve Kaptan-i Derya Cezayirli Gazi Hasan Pasa yardimci oldular.

Cezayirli Gazi Hasan Pasa, modern gemi yapimi ve çagdas denizci yetistirme amacina yönelik çalismalar yapti. Haliç, Karadeniz ve Ege kiyilarinda yeni tersaneler yapildi. Gemi yapiminda Fransiz ve Ingiliz gemileri örnek alindi. Denizcilik ayri bir meslek haline getirilerek Sinop ve Midilli’de denizci yetistirilmeye baslandi.

Sadrazam Halil Hamit Pasa, ordunun islahina önem verdi. Rumeli’deki sinir kalelerini onartip yenilerini yaptirdi. Sürat topçulari ocagi canlandirildi. Timar sahiplerini denetlemek için illere denetçiler gönderildi. Disipline uymayan yeniçeriler ocaktan atildi. Ekonomi güçlendirilmeye çalisildi. Paranin degerini yükseltmek fiyatlari dondurmak için emirler çikartildi. Yerli mal tüketimi tesvik edildi.

III. Selim Dönemi (Nizam-i Cedit) Islahatlari

III. Selim, yapilacak olan islahatlarin sadece askeri alanda degil, tüm alanlarda yapilmasi gerektigine inaniyordu. III. Selim, 1791 Zistovi Antlasmasi’nin imzalanmasindan sonra, Avrupa hakkinda bilgi sahibi olmak amaciyla, dönemin bilim adamlarindan Ebubekir Ratip Efendi'yi, elçi olarak Viyiana’ya gönderdi. Ebubekir Ratip Efendi, Avrupa’da gördüklerini rapor halinde III. Selim’e sundu. Bu raporda, güçlü devlet olmanin; iyi bir yönetim, yetkili bir kadro, dis ülkelerle iyi iliskiler kurulmasi, halkin refahi ve dolu bir hazine ile mümkün olabilecegini belirtiyordu.

III. Selim dönemi, “Nizam-i Cedit” dönemi olarak da isimlendirilir. Yeni düzen anlamina gelen Nizam-i Cedit, iki sekilde tanimlanabilir. Bunlardan birincisi, III. Selim döneminde kurulan Avrupa usulüne göre egitilip yetistirilen yeni orduya verilen isimdir. Digeri ise III. Selim zamaninda askeri, mali, hukuki, ve diger alanlarda yapilan islahatlarin tümüne verilen isimdir.

Askeri Alanda Yapilan Islahatlar

III. Selim, ilk olarak yeniçeri ocagini ele aldi. Yeniçerilere, haftanin belirli günlerinde mecburi egitim kondu. Yeniçerilerin sayisinda azaltma yapilip, ücretleri yükseltildi. Topçu, humbaraci ve lagimci ocaklari, ordunun teknik siniflari durumuna getirildi. Nizam-i Cedit ordusu kuruldu. Bu orduyu egitmek için Fransa, Prusya ve Ingiltere’den danismanlar getirildi. Yeni ordunun giderlerini karsilamak için Irad-i Cedit Hazinesi kuruldu. Denizcilige önem verildi. Tersaneler yeni bastan ele alinarak, onarildi ve çalisir duruma getirildi.

Diger Alanlarda Yapilan Islahatlar

Matbaa islah edilip, okullarin ihtiyacina cevap verecek birçok tercüme kitaplar bastirildi. Idari alanda düzeltmeler yapildi. Avrupa devletleriyle kurulan iliskilerde, ittifaklar ve denge sisteminin önemi anlasildi. Londra, Paris, Viyana ve Berlin’de daimi elçilikler kuruldu. Halkin yerli mali kullanmasina tesvik edildi. III. Selim bu konuda kendisi halka örnek oldu. Yerli ticareti korumak için Avrupalilarin, ülke içinde ticaret yapmalari yasaklandi. Osmanli ticaret filosunun çogaltilmasi için tedbirler alindi.




LALE DEVRİ
Türkiye Tarihinde 1718-1730 yılları arasındaki döneme, Meşrutiyetten sonra verilen ad. Bu devirde İstanbul'da Lâle zevki artıp, yetiştirilmesi yaygınlaşmıştır. Devlet adamları dahil, İstanbulluların bahçelerinde lâle yetiştirip zevk edinmelerinden dolayı şair ve tarihçiler tarafından bu yıllara "Lâle Devri" denilmiştir.

Lâle Devri, Osmanlı Sultani Üçüncü Ahmet Hân (1703-1730) ve Vezir-i âzam Nevşehirli Damat İbrahim Pasa zamanında Osmanlı-Rus-Avusturya-Venedik harplerinden sonra imzalanan Prut ve Pasorofça Antlaşması ardından başladı. Yıllarca süren harpler ve isyanlardan bıkmış olan ahali, antlaşmalardan sonra korku ve endişeden uzak bir hayat sürmeye başladı. İstanbul'da sünnet ve düğün merasimleri artarak, mevsimine göre kir, deniz seyahatleri ve helva sohbetleri tertiplendi. Padişah dahil, devlet adamları, baharda, Lâle mevsiminde Sa'dâbâd, Şerefâbâd Bag-i Ferah, Emnâbâd, Hüsrevâbâd, Hümayunâbâd. Kasr-ı Süreyya, Vezirbahçesi köşklerinde, Tersane bahçesi, Çırağan Bahçesi, Beşiktaş Yalılarına giderlerdi. Devlet adamları, ahali ve çiçekçi esnafı, iki yüzden fazla lâle çeşidi yetiştirip, bu bitkiye karşı alâka artmıştır. "Mahbud", devrin en meşhur ve pahalı lâle çeşididir.




İstanbul basta olmak üzere bütün memleket sathında park, bahçe tanzimi, köşk, saray, çeşme, sebil, imaret, medrese, kütüphane ve camiler dahil pek çok sanat eseri yapıldı. İnsa ve tamir edilen sanat eserlerinin süslenip, tezyini için İstanbul'a çini fabrikası kuruldu. Bugünkü Nevşehir, bu devrin eseridir. Yine bu devirde, on altıncı yüzyıldan beri İstanbul'da ve diğer Osmanlı şehirlerinde Arapça, Ermenice, İbranice, Rumca kitap basan matbaaların ardından, Seyh'ül-Islâm Abdullah Efendi'nin fetvası ile Osmanlıca kitap basımı da serbest oldu. Matbaada basılacak kitapların kontrolü için de âlimler vazifelendirildi. İstanbul'da bulunan ve bütün dünyada kıymetli eserlerin yazılmasını sağlayan doksan bin kadar hattatın durumları dikkâte alınarak ilk zamanlar dinî kitap basılmadı. Hattatlıkla uğraşan kalem ehlinin bir kısmı matbaada tab islerinde musahhilik yaparak zamanla denge sağlandığından dinî kitapların da basımına geçildi. Matbaanın ve hattatların ihtiyacını karşılamak için kâğıt fabrikası kuruldu. Avrupa ile münasebetler arttırılıp, Viyana'ya konsolos tayin edilerek, çeşitli başşehirlere dostluk nameleri gönderildi.

Sonradan Lâle Devri diye adlandırılan 1718-1730 tarihleri arasındaki yıllar sulh, sükun ve huzurla geçtiğinden Osmanlı kültür, sanat ve ilim âleminde kıymetli şahsiyetler yetişti. Hattatlar vasıtasıyla eski eserler çoğaltılarak, her tarafa dağıtıldı.




Damat İbrahim Paşa tarihe meraklı olduğundan bir çok tarih kitaplarının yazmaları kontrol edilip, karşılaştırmalı olarak hattatlara yazdırılarak, çoğaltıldı. İlmi encümen, heyet ve büroları kurularak, Arapça, Farsça, Yunanca kitaplar tercüme edildi. Bu devirde yapılan saray ve köşklerdeki ilim meclislerine, sohbetlere kıymetli âlimler, sanatkârlar, sâirler ve edipler katılırdı. Sohbetlere doğu dillerini iyi bilen ve ilim erbabından Şâir Nedim ayrı bir renk katardı. Nedim, Lâle Devri'nin günlük hayatini ve İstanbul'un tasvirini,

"Bu şehri İstanbul kî, bî müslü bahâdır;
Bir rengine yekpare Acem mülkî fedadır.
Bazari hüner madeni ilmü ulemadır." mısralarıyla yapmıştır.

Lâle Devri'ndeki huzur ahengini; Iran meselesi, devlet adamlarının imâr faaliyetlerini, ordudaki düzenlemeleri ve meclis toplantılarını istemeyen yabancılar ile yazılan eserlerin yanlış açıklanıp, anlaşılması bozdu. Patrona Halil adında devşirme bir tellak Yeniçeri ihtilâl hazırlığını tamamladıktan sonra, Sultan Üçüncü Ahmet Hân'ın sefer hazırlıkları içindeyken ve tatil günü devlet adamlarının yazlıklarda bulundukları esnada isyan başladı. 28 Eylül 1730 tarihinde meydana gelen Patrona Halil isyanıyla Damat İbrahim Paşa ve yakınları, asîlerin arzusuyla vazifeden alınıp, öldürüldü.



Asilerin arzusu bitmeyerek, nihayet seksen sekizinci İslâm Halifesi ve Yirmi üçüncü Osmanlı Sultani Üçüncü Ahmet Hân'ın da hallini istediler. İstanbul'da yapılan yalılar yağma edilip, yıkılarak lâle bahçeleri tahrip edildi. Birçok güzide sanat eserleri de asilerin yağmacıların tahribine uğradığı gibi, sanatkârlar, şâirler, edipler ilim ve devlet adamları da öldürülüp, her hususta vahşice hareket edildi. Damat Paşa'nın öldürülmesi ve
Sultan Üçüncü Ahmet Hân'ın tahtan indirilmesi ile Türkiye tarihinin sonradan Lâle Devri denilen 1718-1730 dönemi de sona erdi. Bu devir; sulh, sükûn, huzur, imar faaliyetleri, güzide sanat eserleri yapılması, ilmi eserlerin çoğaltılarak dağıtılması, ihtiyaç duyulan maddelerin ülkede imalatı için fabrika tesisi, askeri yenilikler, dünyada olup biten yenilik ve olayların takip edilmesi, İstanbul'da itfaiye teşkilatının kurulması; âlim, edip sair ve sanatkârların korunmasına ayrı bir itina gösterilmesi bakımından Türkiye tarihinde başkalık arz ettiğinden önemlidir.




Bunun hakkında hemen düşüncelerinizi ya da sorunlarınızı yazabilirsiniz...

Hızlı Yorum Sistemi
x

Mesajınız gönderildi.

Mesajınız gönderilemedi.

Güvenlik sorusu yanlış.

İsim Email Şifre Kuran'daki ilk sure

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış