Üye Girişi
x

Giriş Başarılı.

Yanlış Bilgiler.

E-mail adresinizi doğrulamalısınız.

Facebook'la giriş | Kayıt ol | Şifremi unuttum
İletişim
x

Mesajınız gönderildi.

Mesajınız gönderilemedi.

Güvenlik sorusu yanlış.

Yeşil Gece

Yeşil Gece Hakkında Bilgi - Yeşil Gece Nedir Özet


Araştırmalar







E S K İ K İ T A P L A R


Reşat Nuri Güntekin
Yeşil Gece
1928


Cumhuriyet dönemi Türk romanının en önemli isimlerden birisi de, hiç kuşkusuz Reşat Nuri Güntekin'dir. 1889 İstanbul doğumlu olan yazar, yüksek öğrenimini Darülfunun Edebiyat fakültesinde yaptıktan sonra 1931 yılına dek öğretmenlik, 1931-39 yılları arasında ise Milli Eğitim müfettişliği görevlerinde bulunmuş, 39-43 döneminde TBMMM"ye secilip, 7 Aralık 1956"da yaşama veda etmişti.

"Yeşil Gece"ye geçmeden önce, bugün, sinemaya ve TV"ye uyarlanan romanlarının yanında kendi adı neredeyse unutulmaya yüz tutan bu değerli yazarı biraz tanıtmak istiyorum: Edebiyat yaşamı 1918 de Cemal Nimet takma adıyla yazdığı ve Zaman gazetesinde tefrika edilen "Harabelerin Çiçeği" romanıyla başlar. Kısa bir süre sonra, 1922 de, bu kez Vakit gazetesinde yayınlanan "Çalıkuşu" romanı ile ünlendiğini görüyoruz. O yılların atmosferi düşünüldüğünde, -bu romanın merkezine oturmuş- Anadolu"da yaşamayı seçen idealist aydın Türk kadını tiplemesinin yaratttığı heyecan kolayca anlaşılabilir. Aslında, 1928 yılına, yani "Yeşil Gece"ye kadar, Reşat Nuri"nin yapıtlarında macera ve duygusal yönler ağırlıktadır. Ancak, bu ilk dönem romanlarında bile yeni kurulmakta olan devletin toplumsal sorunlarını gerçekçi biçimde gözlemekten geri kalmayan yazar, ikinci dönem romanlarında bütünüyle bozulan insani ilişkileri, ahlak ve moral değerleri ele alır(özellikle "Yaprak Dökümü"nde). En sona gelindiğinde ise -"Kavak Yelleri"- romanından yansıyan tam bir düş kırıklığı, Cumhuriyet ideolojisinin bir tür iflasıdır.

Öyküsü 1908-1923 yılları arasında geçen "Yeşil Gece", bir zamanlar başta Nazım Hikmet olmak üzere Türk solu tarafından çok övülmüş bir roman. Övgü, romandan çok Türk solunun düşünsel geri planı açısından önem kazanıyor. Çünkü, metinden yansıyan ideolojiye baktığımızda, Türk solu ile Kemalizm arasındaki, 60"lı yıllara dek uzanan ve paydasını ilerlemeci, modernist dünya görüşünde bulan akrabalık hemen farkediliyor. Ana fikrini; "Zatıaliniz şüphesiz zemin ve zamanı müsait bulmadığınız için şimdilik din ve devlete sadık meşruiyetperver Osmanlılar yetiştirmek gayesiyle iktifa buyuruyorsunuz. Bendeniz bir derece daha ileri gitmek, milletine sadık cumhuriyetperver Türkler yetiştirmek emelindeyim" cümlesinde bulan konunun kısa özeti; bir köylü çocuğu olan Şahin"in medrese eğitimini sürdürmek için gittiği İstanbul"da aydınlanarak öğretmen okulunu seçmesi, eğitimci olarak döndüğü bir Anadolu kasabasında softalarla dolaylı bir kavgaya tutuşması ve Yunan işgalinden sonra yaşadığı düş kırıklığı biçiminde aktarılabilir.

Kitabın temel sorunsalı, dinin toplumun gelişmesinde (aydınlanmasında) bir engel oluşu üzerine kurulu. Belki Marx"ın "din toplumların afyonudur" deyişinin etkisiyle, Reşat Nuri de kahramanının düşünce değişimini; "tarih kitaplarını okudukça anlıyordu ki, geçmiş zamanların da şimdikinden farkı yoktur. En eski tarihlerden beri din, zulme ve esada alet olmuştur" cümlesiyle özetler. Romanın en indirgemeci yanı, işte bu özette çıkıyor karşımıza. Bütün mesela dine indirgenince, doğal olarak kötü yobazlar ve iyi aydınlardan oluşan kurgusal karakterler kaplıyor metni.

"Yaban"a giden yolu, "Çalıkuşu" ve "Yeşil Gece"nin açtığını düşünüyorum. Yine de, Yakup Kadri"nin "Yaban"da anlattığı Ahmet Cemal"den daha organiktir Şahin öğretmen. Ya da, yine Yakup Kadri"nin "Ankara"sındaki ütopyalardan çok daha tutarlı bir umut sözkonusudur "Yeşil Gece"de. Ayrıca, sondaki süpriz, Reşat Nuri"nin Cumhuriyet"in geleceğine duyduğu şüphenin bir göstergesi, Kemalist devrimin sınırlarının çizilmesi olarak da okunabilir.

Roman içinde, Reşat Nuri, hem islam hem Türk kimliğinin birlikte barındırılmasının sorunlarından bahsediyor. Kendisiyle çağdaş olan A.Z.Kozanoğlu da, tarihsel romanlarında islama karşı Türk ulusu kavramını işliyordu. Ancak, Reşat Nuri"deki millet kimliği, dönemin gözde düşünce akımı Türkçülük ile hiç bir akrabalık göstermez. Hatta, yazarın Anadolu"daki etnik azınlığa duyduğu hoşgörü çok açıktır.

"Yeşil Gece"nin bendeki örneği, 1945 yılında Semih Lütfü Kitabevinden çıkan 2.baskısından alınma. 1928"deki aslına göre sadeleştirilip sadeleştirilmediğini bilemiyorum, ama, bu baskısı oldukça anlaşılır bir Türkçe ile yazılmış. Reşat Nuri"nin en önemli uslup özelliği olan karşılıklı konuşma ağırlığı hemen dikkati çekiyor. Gündelik yaşamdakine çok yaklaşan bir diyalog yapısını yakalayan yazar, karakterlerin iç monologlarını "bunun için babasına kabahat bulmaz, kim bilir ? kadın milleti bu... Eksik etek. Ne kabahat etti ki babam terbiyesini verdi. Amma eceli gelmiş... Öldü... Ne yapalım?" tarzında kesik ve kırık dökük cümlelerle aktarıyor. Bu anlatım biçimi ve değişimleri, yazarın roman dili ile ilgili yeniliklerin peşinde oluşu yönünde ipuçları vermekle birlikte, klasik anlatımdan büyük bir kopuş görmüyoruz.

Reşat Nuri'nin, bu unutulmuş romanında -henüz 1928"de- altını çizdiği; "sarıklılar ile sarıksızlar arasındaki bu yabancılık gitgide artarak, onları bir daha anlaşmalarına ve birbirlerini sevmelerine imkan olmayan iki düşman fırkaya ayırırdı" biçimindeki toplumsal kargaşa, günümüzde şaşırtıcı biçimde sürüp gidiyor, ve "Yeşil Gece"yi güncelleştiriyor. Çağdaşı yazarların büyük bir bölümü, Anadolu"yu uzaktan, kendi hayal alemlerindeki gibi anlatıp ah, vah ederler, ya da yapay bir doğu-batı sorunsalı etrafında dolaşırlarken, Reşat Nuri Güntekin, sorunları yerli yerinde ve olduğu gibi anlatmayı başarmış bir yazar olarak, yalnız edebiyat dünyasını değil, Cumhuriyet dönemi ile ilgilenen diğer sosyal bilimleri de ilgilendiriyor.


A. Ömer Türkeş

Bunun hakkında hemen düşüncelerinizi ya da sorunlarınızı yazabilirsiniz...

Hızlı Yorum Sistemi
x

Mesajınız gönderildi.

Mesajınız gönderilemedi.

Güvenlik sorusu yanlış.

İsim Email Şifre Kuran'daki ilk sure

Yorumlar :

Henüz yorum yapılmamış