Üye Girişi
x

Giriş Başarılı.

Yanlış Bilgiler.

E-mail adresinizi doğrulamalısınız.

Facebook'la giriş | Kayıt ol | Şifremi unuttum
İletişim
x

Mesajınız gönderildi.

Mesajınız gönderilemedi.

Güvenlik sorusu yanlış.

Kullandığınız Sosyal Medyayı Seçin
Yeni Klasör 8 yıldır sizin için en güvenli hizmeti veriyor...

Teknoloji dünyasındaki son gelişmeler ve sürpriz hediyelerimiz için bizi takip edin.

SONSUZ AZAP YURDU CEHENNEM

> 1 <

controll_hack

grup tuttuğum takım
Binbaşı Grup
Hat durumu Cinsiyet Özel mesaj 2935 ileti
Yer: yatağı isterim
İş: Sagocu Desem..?
Kayıt: 12-05-2006 13:20

işletim sistemim [+][+3][+5] [-]
kırık link bildirimi Kırık Link Bildir! #196732 26-04-2007 17:51 GMT-1 saat    
Bu dünyada işlenebilecek en büyük suç nedir? Bu soruya her insan farklı bir cevap verebilir. Ancak Kur'an-ı Kerim'e göre tek bir cevabı vardır. –İNKÂR. İnkâr edenler suçludurlar. İşledikleri suçsa olabilecek en büyük suçtur. Bu suç insanın kendisini yaratan, ona can veren Cenabı Allah'a isyan ve nankörlük etmesidir. Böyle büyük bir suça da büyük bir ceza gerekir. İşte cehennem bu adaletin yerine getirileceği yerdir. Unutmayın ki hesap günü geldiğinde dünyada yapılan uyarıları hatırlamak hiçbir fayda getirmeyecektir.

CEHENNEME KİMLER GİRECEK?

İnsan, Cenabı Allah'a kul olsun diye yaratılmıştır. Yaratılış amacını reddederse karşılığını cehennemde görür. Allah'a iman etmeyen O'nu gereği gibi takdir etmeyip kulluk görevini yerine getirmeyen her insan sonunda cehenneme gidecektir ve kimsenin de cehennemden kurtulmak için bir garantisi yoktur. Tüm insanlar için en büyük tehlike Allah'ın azabıyla karşılık göreceği yer olan cehennemdir. Dünya üzerindeki hiçbir şey Allah'ın rızasını kazanmaktan ve cehennemden korunmaktan daha önemli olmayacaktır. Bu açık gerçeğe karşın insanların bir kısmı bir tür sarhoşluk içindedirler. Kendilerine başka dertler bulurlar. Önemsiz bir konu için aylarca yıllarca didinirler de kendileri için en büyük tehlike olan cehennemi düşünmezler bile. Ateş yanı başlarındadır ama bunu fark edemeyecek kadar kördürler. Böyle insanların kalpleri tutkuyla oyalanmadadır. Bu kişiler sadece dünya hayatında geçici bir yarar elde edebilecekleri bazı saplantılı hedefler üzerine tüm hayatlarını harcamaktadırlar. Kimisi işinde yükselmeyi, kimisi mutlu bir yuva kurmayı, çok para kazanmayı ya da boş bir ideolojiyi savunmayı hayatının amacı haline getirmiştir. Cehenneme karşı olan duyarsızlıkları konu hakkında kullandıkları üsluptan bile hemen anlaşılır. Bu tür insanların oluşturduğu cahiliye toplumu içinde hemen herkes anlamını tam olarak kavramadan cehennem sözcüğünü sık sık telaffuz eder. Bu kelime kimi zaman esprilere dahi konu olur. Hiç kimse bu kelimenin anlamının üzerinde uzun uzun durmaz. İşte en büyük hatalardan biri burada yapılır ve cehennem hayali bir kavram olarak kabul görür. Oysa cehennem inkârcıların şiddetle bağlandıkları bu dünyadan daha gerçektir. Dünya yok olacaktır ama cehennem sonsuza dek vardır. Dünyayı, evreni ve insanı eşi benzeri bulunmayan sayısız denge ve ayrıntı üzerinde kusursuz bir sanatla yaratan Cenabı Allah, aynı şekilde ahireti ve cehennemi de yaratmıştır ve cehennem azabını bütün müşrik, münafık ve inkârcılara va'detmiştir. Yaratılmış en kötü mekân olan cehennem hayal gücünün alabileceğinden çok öte bir azap kaynağıdır. Bu azap Allah'ın kudretinin bir tecellisi olarak yaratılmıştır ve dünyada mümkün olan en büyük acılardan kat kat şiddetli acılar içerir.

İNSANLAR CEHENNEME NASIL GÖTÜRÜLECEK?

Cehennem, Allah'ın, Kahhar yani kahredici, Cebbar yani istediğini zorla yaptıran, Muntakim yani intikam alıcı gibi isimlerinin sonsuza dek tecelli edeceği yerdir. İnkârcı insana her yönden acı vermek için özel bir yaratılışla yaratılmıştır. Kur'an-ı Kerim'de cehennem yaşayan bir canlı gibi tasvir edilir. Bu canlı inkârcılara karşı öfke, nefret, hınç ve istekle doludur. Yaratıldığı günden beri yaratıcımızı inkâr eden inkârcılardan intikam almayı beklemektedir. Dini yalanlayanları gördüğünde öfkesinin şiddetinden parçalanacak gibi olur. Bu ateşin yaratılışının bir amacı vardır “Kahredici bir azap vermek”. O da görevini yapacak, acıların en büyüğünü verecektir. İnkâr edenler Allah'ın huzurunda hesaba çekildikten sonra kitaplarını sol yanlarından alırlar. Bu an sonsuza dek içinde kalacakları cehenneme sürülecekleri andır. İnkârcılar için hiçbir kaçış imkânı yoktur. Hazır bulundurulan milyarlarca insanın meydana getirdiği mahşer kalabalığı bu insanlar için bir kurtuluş ya da gözden kaçma imkânı oluşturmaz. Kimse bu kalabalığın arasına karışıp kendisini unutturamaz, kaybettiremez. Her kişi kendisi için görevlendirilmiş bir şahit, bir de sürücü melekle gelir. Cenabı Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmaktadır:
“Sur'a da üfürülmüştür. İşte bu, tehdidin (gerçekleştiği) gündür. (Artık) Her bir nefis yanında bir sürücü ve bir şahit ile gelmiştir. Andolsun, sen bundan gaflet içindeydin; işte Biz de senin üzerindeki örtüyü açıp, kaldırdık. Artık bugün görüş gücün keskindir. Onun yakını olan (ve yanından ayrılmayan melek) dedi ki: “İşte bu, yanımda hazır durumda olan şey.” Siz ikiniz (ey melekler), her inatçı nankörü atın cehennemin içine, hayra engel olan saldırgan şüpheciyi -ki o Allah'la beraber başka bir ilah edinmişti. Artık ikiniz, onu en şiddetli olan azabın içine atın.” (Kaf Suresi, 20–26)
İşte inkârcılar bu korkunç yere doğru yüz üstü sürüklenerek götürülürler. Kur'an'da bildirildiğine göre bölük bölük cehenneme doğru sevk edilirler. Ancak daha ulaşmadan uzaktan cehennemin kokusu yüreklerini sarar, çünkü cehennemin dehşet verici homurtusu ve uğultusu uzaktan duyulur. Furkan suresinin 12. ayetinde ateşin inkârcıları uzak bir yerden gördüğü ve gazaplı öfkeye kapıldığı bildirilir. Kur'an-ı Kerim'in bizlere bildirdiğine göre inkârcılar dirilişle birlikte başlarına gelecekleri hissetmeye başlarlar. Boyunları aşağılanmaktan ve utançtan ötürü bükülmüştür. Başları düşmüş, dostsuz, yardımcısız kalmış, gururları kırılmış, çökmüş durumdadırlar. Utançlarından dolayı başlarını kaldırmadan gözlerinin ucuyla bakarlar.

CEHENNEMİM KAPILARI

Cenabı Allah'ı inkâr ederek Rabbimiz'in dinine göre bir yaşam sürmeyenlerin cehennemin kapısına vardıklarında yaşayacakları Kur'an-ı Kerim'de şöyle haber verilir:
“İnkâr edenler, cehenneme bölük bölük sevk edildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara (cehennemin) bekçileri dedi ki: “Size Rabbiniz'in ayetlerini okuyan ve bugünle karşılaşacağınızı (söyleyip) sizi uyaran elçiler gelmedi mi?” Onlar: “Evet” dediler. Ancak azap kelimesi kafirlerin üzerine hak oldu. Dediler ki: “İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından (içeri) girin. Büyüklüğe kapılanların konaklama yeri ne kötüdür.” (Zümer Suresi, 71–72)
Cehennemin kapılarıysa her bir inkârcı grubu için özel olarak var edilmiştir. İnsanlar Allah'a karşı isyanların şiddetine göre sınıflara ayrılmışlardır. Cehennemde de Kur'an'da belirtilen konumlarına ve kazandıkları günahlara göre farklı azap tabakalarına yerleştirilirler. Bu katların en altında yer alan diğer bir ifadeyle en büyük azapla karşılaşanlarsa iman etmedikleri halde dünyada mü'min taklidi yapmaya çalışmış olan ikiyüzlü münafıklardır. Cehennem nefret doludur, inkârcılara doymaz, beşere azap vermeye susamıştır, içine atılan çok sayıda inkârcıya rağmen daha fazlasını ister. İnkârcılar cehenneme girdiklerinde cehennemin kapıları üzerlerine kapatılır ve olabilecek en dehşet verici görüntülerle karşılaşırlar. Biraz sonra ateşe atılacaklarını ve bunun da sonsuza kadar süreceğini anlamışlardır. Kapıların kapanması artık bir çıkışın ya da kaçışın olmadığını gösterir. Karşı karşıya kaldıkları azap Kur'an'da bildirildiğine göre acıklı bir azaptır. İnsanın dünya hayatında sahip olduğu kıstaslar cehennem azabını tam olarak kavramaya yeterli değildir. Birkaç saniye olsun ateşe veya kaynar suya dayanamayan insan sonsuza kadar sürecek bir ateş azabını zihninde gerektiği gibi canlandıramaz. Hatta dünyadaki ateşin verebileceği herhangi bir acı cehennem azabının şiddetiyle karşılaştırılamaz. Allah'ın azabının bir benzeri yoktur.

CEHENNEMİN AZABI

Kur'an'da haber verildiğine göre cehennemde her anı çok yönlü işkencelerle dolu bir hayat söz konusudur. Cehennemdeki bu hayat aşağılanmanın, rezilliğin, sefilliğin, fiziksel ve psikolojik eziyetlerin, işkencelerin çok çeşitli uygulamalarından oluşur. Cehennemdeki azabı dünyadaki herhangi bir şeyle kıyaslamak elbette mümkün değildir. Cehennem ehli beş duyusuyla da azap çeker. Gözü, dehşet verici ve iğrenç görüntüler görür. Kulağı, korkunç ve acı veren sesler, uğultular, gürültüler, çığlıklar, inlemeler, haykırışlar duyar. Burnu, olabilecek en pis ve tiksinti verici kokularla dolar. Dili, en iğrenç tatları, en dayanılmaz acıları hisseder. Derisi ve tüm vücudu tek bir hücresi eksik kalmamak üzere yanar, şiddetli acılar içinde kıvranır. Bir türlü ölüp yok olmaz. En az fiziksel acılar kadar şiddetli manevi azaplar da vardır. Aşağılanır, horlanır, rezil olur, pişman olur, çaresizliğini ve ümitsizliğini düşündükçe yüreği yanar, kan ağlar. Sonsuzluk aklına geldikçe mahvolur. Öyle ki azap bir milyon yıl sonra veya bir milyar yıl sonra ya da trilyonlarca yıl sonra sona erecek olsa bu onun için büyük bir umut ve sevinç kaynağı olurdu. Ama azabın bir daha hiç sonunun gelmeyeceğini, cehennemden hiçbir zaman çıkış olmayacağını bilmenin verdiği ümitsizlik hissi dünyadaki herhangi bir ümitsizlik hissiyle kıyaslanamayacak bir duygudur. Kur'an'daki tasvirlerden anlaşıldığına göre cehennem, pis kokusu, dar, gürültülü, karanlık, isli, dumanlı, izbe ve tekin olamayan mekânları, hücreleri, kavurucu sıcaklığı, en iğrenç yiyecek ve içecekleri, ateşten elbiseleri, sonsuza kadar artan azabıyla Allah'ın kudretinin ve adaletinin tecelli ettiği bir mekândır. Ancak söz konusu ortamı fikir vermesi açısından bazı yönlerden nükleer savaş sonrasındaki dünyayı tasvir eden filmlerdeki karanlık, alabildiğine pis, iğrenç, bunaltıcı ortamlara benzetebiliriz. Elbette böyle bir mekanda ona uygun bir hayat söz konusudur. Cehennem ehli, duyar, konuşur, tartışır, kaçmaya çalışır, ateşle yakılır, azabın hafifletilmesini ister, susar, acıkır, pişmanlık duyar. Bu ortamda cehennemlikler pis ve iğrenç mekânlarda hayvanlar gibi yaşarlar. Yiyecek olarak yalnızca zakkum ağacını veya darı dikenini bulabilirler. İçecek olaraksa irin, kan ve kaynar sudan başka bir şeyleri yoktur. Bu arada ateş onları her yanlarından kuşatmıştır. Yanan derilerin yerine yenileri yaratılır. Böylece ateşin verdiği acı kesintisiz bir şekilde hiç hafiflemeden devam eder. Derileri dökülmüş, etleri yanmış, bütün vücutları yanık, kan, irin içinde olduğu halde zincirlere vurulur ve kırbaçlanırlar. Tasmalandırılır, elleri boyunlarına bağlı olarak daracık yerlere atılırlar. Zebaniler tarafından ateşten yataklara yatırılırlar. Üzerlerine örttükleri örtüler bile ateştendir. Bu azaptan kurtulabilmek için sürekli feryat ederler, yalvarırlar ama kendilerine cevap bile verilmez. En azından bir günlük de olsa azabın hafiflemesini isterler ama yine aşağılanma ve azapla karşılık görürler. Cehennemde bütün bu olanlar kesin birer gerçektir. Bugün dünyada sürdürdüğümüz hayat kadar hatta daha da gerçektirler.

SICAK, KARANLIK, DUMAN VE DARLIK

Dünyada insana en çok sıkıntı veren ortamlar, dar, pis, karanlık ve sıcak ortamlardır. Çok sıcak nemli ortamlar insanı boğar, yüksek nem en temel ihtiyaç olan nefes almayı zorlaştırır. Nefes alamamak insanı şiddetli biçimde bunaltır, göğsü daralır, kalbi sıkışır. Çok sıcak ve nemli havalarda gölge bile rahatlatıcı olmaz. Görünmeyen ama yoğun bir tabaka insanı çepeçevre kuşatır, nefes borusundan girip göğsünü tıkar. Cehennemde de bu boğucu atmosfer çok yoğun bir biçimde hâkimdir. Dünyada sıcağa karşı birçok önlem geliştirmiş olan insan cehennemde çaresizdir. Ortam en sıcak çölden daha sıcak, en karanlık, izbe hücrelerden daha sıkıntı verici ve pistir. Sıcak insanın en küçük parçası olan hücrelerine dek işler. İnkârcılar için kavurucu sıcağa karşı bir koruyucu, ferahlama veya serinleme imkânı yoktur. Kur'an'da cehennem ehlinin bu durumundan şöyle söz edilir:
“Ashab-ı Şimal”, ne (mutsuzdur o) “Ashab-ı Şimal”.Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su. Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler. Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim) (Vakıa Suresi, 41–44)
Bu dünyada dar bir yerde kapalı kalmak gerçekten de bir insan için çok zor ve bunaltıcıdır. Dar bir hücrede hapis, suçlulara verilen ağır cezaların başında gelir. Trafik kazalarında parçalanmış bir aracın içinde saatlerce sıkışıp canlı kalan kazazedelerin durumu, bir deprem veya göçükte toprak altında kalan insanların çaresizliği olabilecek en büyük felaketler olarak nitelendirilir. Oysa bu gibi örnekler cehennemdeki ortama göre kıyaslanamayacak kadar hafiftir. En önemlisi göçük altında veya benzer bir yerde sıkışan insan ya bir süre sonra şuurunu kaybedip ölür ya da bir süre sonra canlı olarak kurtarılır. Sonuç olarak acı çekilecek sürenin bir sonu, bitiş zamanı vardır. Oysa cehennemde ne bir son vardır, ne de umut. Pis, yakıcı, havasız, karanlı, dumanlı bir atmosferde bir de elleri boynuna bağlanan ve daracık, sıkışık bir yere sokulan inkârcı suda boğulan bir insan gibi tarifsiz bir eziyet çeker. Debelenir, çırpınır, kurtulmaya çalışır ama kımıldayamaz. Sonunda ayette belirtildiği gibi yok oluşu çağırır, ölüp yok olmayı ister. Ancak bu mümkün değildir.

SONSUZ PİŞMANLIK

İnkârcı dirildiği andan itibaren, yaptığı kahredici hatanın farkına varır. Bu onarılmaz hatanın verdiği pişmanlık dalgası tüm vücudunu kaplar. Büyük bir yıkım yaşar, pişmanlığın etkisiyle kendini yer, bitirir. Dünyada yaptıkları inkârcılara gösterildiğinde, gaflet içinde geçirdikleri hayatlarını telafi etmeye karşı onulmaz bir hasret duyarlar. Geri dönmeyi, kendilerine bir hak daha verilmesini isterler. Dünyadayken birlikte gaflete daldıkları dostlarını, sevgililerini bir daha görmek istemezler. Tüm dostluklar, tüm sevgiler, tüm bağlar kaybolmuştur. Dünyadayken kurmuş oldukları yaşam, yaptıkları işler, evleri, arabaları, eşleri, çocukları, şirketleri, örfleri, gelenekleri, savundukları dünya görüşü, her şey ama her şey artık değersizleşmiş, yok olmuştur. Her şey yok olurken yerine de bir tek azap gelmiştir. Ayetlerde, o günkü yıkımın yarattığı ruh hali şöyle tarif edilir:
“Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: “Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasaydık ve mü'minlerden olsaydık.” Hayır, önceden saklı tuttukları kendilerine açıklandı. Şayet (dünyaya) geri çevrilseler bile, kendisinden sakındırıldıkları şeylere şüphesiz yine döneceklerdir. Çünkü onlar, gerçekten kâfirlerdir.” (Enam Suresi, 27–29)
Dünyadayken çok önemli sayılan makam ve mevkilerin ast üst ilişkilerinin artık hiçbir anlamı kalmamıştır. Aksine insanlar liderlerine, liderler de kendilerine bağlananlara lanetler yağdırırlar. Sonsuz azapla karşılaşan cehennem ehli arasında büyük bir çekişme başlar, herkes birbirini suçlar, eski dostlar birbirlerine büyük bir kin beslerler. Aralarındaki nefretin tek nedeni dünya hayatındaki dostluklarıdır. Günah işlemede ve din dışı yaşamda birbirlerini teşvik etmiş, inkârda birbirlerinden destek almışlardır. Bütün dostluk kavramları cehennem azabıyla birlikte yıkılır, tüm bağlar parçalanıp koparılır. Bütün bu kalabalığın arasında herkes yapayalnızdır ve biri diğerini lanetler.
“(Allah) diyecek: “Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin.” Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: “Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat artırılmış azap ver” diyecekler. (Allah da:) “Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz” diyecek. (Araf Suresi, 38)
Cehennem ehli büyük bir çaresizlik içindedir. Başlarına gelen azap hem korkunç derecede acı verici, hem de sonsuzdur. Tek çare olarak yalvarmayı seçerler. Gördükleri herkese yalvarırlar. Cennet ehlini görürler, onlardan bir parça olsun su ve yemek isterler. Allah'a yalvarmaya merhamet dilemeye çalışırlar ama hepsi boşunadır. Yalvarmalarının bir kısmı cehennemin bekçileri olan zebanileredir. Kendilerine en görülmedik işkenceleri yapan bu azap meleklerine bile yalvarır ve onlardan kendileri adına Allah'a seslenmelerini isterler. İçinde bulundukları azap o kadar yoğun bir azaptır ki, onun bir gün için olsun hafifletilmesi için yalvarırlar ama yanıt alamazlar.

SON BİR HATIRLATMA

Dünyada Allah'ın ayetlerinden yüz çeviren ve her şeyi yaratan Rabbimiz'i inkar edenlerin ahirette hiçbir kurtuluşlarının olmayacağı, cehennemde dehşet verici bir azapla karşılaşacakları Kur'an-ı Kerim'de bildirilir ve tüm insanlar Allah'ın azabıyla uyarılır. İşte bu yüzden her insan burada anlatılan gerçekleri öğrendiğinde hiç zaman yitirmeden içine girdiği yoldan geri dönmelidir. Çünkü bu yolun sonu büyük bir yıkım getirir. Yapması gereken en önemli şey ise kendini Allah'a teslim etmektir. Bunu yapmadığı takdirde ebedi bir pişmanlık yaşayacaktır. Kur'an'da inkârcıların pişmanlığı şöyle haber verilir:
“O inkâr edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler. Onları bırak, yesinler, yararlansınlar ve onları (boş) emel oyalayadursun. İleride bileceklerdir.” (Hicr Suresi, 2–3)
Sonsuz azaptan ve bu pişmanlıktan kurtulmanın ve Allah'ın rızasını ve cennetini kazanmanın yolu ise bellidir: Geç olmadan Allah'a gönülden iman etmek tüm yaşamını onu razı edecek davranışlarla geçirmek...

OKUYANADA OKUMAYANADA TŞK...
Alıntıdır...
Arkadaşlar şimdi fark ettim yanlış yere actıgımı tasır mısnız

Bunu ilk beğenen siz olun

Hata Oluştu


AdaM Gibi İmza!

BenimLe cenk yapmak adıNa en yürekLinizi yoLLayın!
Dokunursam patLar mayıN.. YüzLerinizi sakLamayın!
Karaya Düşeni akLamayın!MaskeLeri düştü bayım..
Rap'i şaha kaLdırmak adıNa siz ikiniz Şeker yaLayın!

mewtwo12

grup tuttuğum takım
Çavuş Grup
Hat durumu Cinsiyet Özel mesaj 283 ileti
Yer: Edana
İş: Warriorluk
Kayıt: 22-04-2007 12:19

işletim sistemim [+][+3][+5] [-]
#197664 28-04-2007 13:46 GMT-1 saat    
çok teşekkür.paylaştığın için.

Bunu ilk beğenen siz olun

Hata Oluştu


controll_hack

grup tuttuğum takım
Binbaşı Grup
Hat durumu Cinsiyet Özel mesaj 2935 ileti
Yer: yatağı isterim
İş: Sagocu Desem..?
Kayıt: 12-05-2006 13:20

işletim sistemim [+][+3][+5] [-]
#198014 28-04-2007 19:22 GMT-1 saat    
önemli deil...

Bunu ilk beğenen siz olun

Hata Oluştu


AdaM Gibi İmza!

BenimLe cenk yapmak adıNa en yürekLinizi yoLLayın!
Dokunursam patLar mayıN.. YüzLerinizi sakLamayın!
Karaya Düşeni akLamayın!MaskeLeri düştü bayım..
Rap'i şaha kaLdırmak adıNa siz ikiniz Şeker yaLayın!

BalabaN

grup tuttuğum takım
Cezalı Grup
Hat durumu Cinsiyet Özel mesaj 313 ileti
Yer: Türkiye
İş: Her İş....
Kayıt: 07-04-2007 05:49

işletim sistemim [+][+3][+5] [-]
#203434 09-05-2007 07:38 GMT-1 saat    
paştığın için teşkrler

Bunu ilk beğenen siz olun

Hata Oluştu


murat_arikan_22

grup tuttuğum takım
Er Grup
Hat durumu Cinsiyet Özel mesaj 1 ileti
Yer:
İş:
Kayıt: 19-07-2009 08:31

işletim sistemim [+][+3][+5] [-]
#334548 19-07-2009 08:34 GMT-1 saat    
teşşekürler

Bunu ilk beğenen siz olun

Hata Oluştu


> 1 <