Üye Girişi
x

Giriş Başarılı.

Yanlış Bilgiler.

E-mail adresinizi doğrulamalısınız.

Facebook'la giriş | Kayıt ol | Şifremi unuttum
İletişim
x

Mesajınız gönderildi.

Mesajınız gönderilemedi.

Güvenlik sorusu yanlış.

Kullandığınız Sosyal Medyayı Seçin
Yeni Klasör 8 yıldır sizin için en güvenli hizmeti veriyor...

Teknoloji dünyasındaki son gelişmeler ve sürpriz hediyelerimiz için bizi takip edin.

Ey vatan! Gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz...

> 1 <

ŞanlıTürk

grup tuttuğum takım
Cezalı Grup
Hat durumu Cinsiyet Özel mesaj 701 ileti
Yer: ESKİŞEHİR
İş: öğrenci
Kayıt: 17-07-2006 17:55

işletim sistemim [+][+3][+5] [-]
kırık link bildirimi Kırık Link Bildir! #191428 17-04-2007 18:38 GMT-1 saat    
Ey vatan! Gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz...

Büyük Hukukçular Birliği Başkanı Kerinçsiz: Asla seyirci kalmayız Küreselci anlayış Köşk'e çıkamaz

Karanlık tablo içerisinde millet arayıştadır. Kuvay-i Milliye ruhu ile yurdun dört bir yanında sivil inisiyatif harekete geçmektedir. Anadolu'nun her yerinde yakılan çoban ateşlerinin kısa bir süre zarfında büyüyeceğinden hiç kuşkumuz yoktur.

Anadolu'dayakılan çoban ateşi tüm yurdu saracak

Türklüğe küfür eden ve ulus devlete savaş ilan eden gayrı milli çevrelere karşı yürüttüğü mücadele ile tanınan Büyük Hukukçular Birliği, özellikle Hrant Dink cinayetinin ardından atılan manşetlerle hedef haline getirildi. “Türkiyeli medya” tarafından istenmeyen adam ilan edilen Birliğin Başkanı Avukat Kemal Kerinçsiz ile milli yapılara yöneltilen saldırıları konuştuk:
Büyük Hukukçular Birliği'ni neden kurdunuz, amacınız ne?
Büyük Hukukçular Birliği Derneğinin esas amacı; Türk milletinin hukukunun korunması için her türlü hukuki girişimlerde bulunmak, bu konuda davalar açmak, milli değerlerin heba olması sonucunu doğuran hukuka aykırı kamu ihalelerinin iptalini istemek, milli meselelerde Türk kamuoyunun aydınlatılmasını sağlamaktır.

YAŞANANLARA SEYİRCİ KALAMAYIZ

Sizin gibi milliyetçi yapılar, mevcut Hükümete karşı kurulmuş oluşumlar olarak görülüyor. Siz sadece hükümete muhalefet etmek için mi kuruldunuz?

Sadece küreselci ve teslimiyetçi olan bu hükümete karşı kurulduğumuzu söylemek, amaçlarımızı dar bir alana hapsetmek anlamına gelir. Bu hükümetin yerine istikbalde değişik partilerin görev yaptığı, aynı zihniyete sahip olan iktidarlar da gelebilecektir. O hükümetlere karşı da hukuk mücadelesini yapmak asli görevlerimiz arasındadır. Bizlerin asıl hedefi ;sadece milli üniter devlet yapısını bozmayı hedefleyen hükümetler değil, bütün kurum, kişi ve cemiyetlerdir. Türk kimliğini tasfiye etmeyi amaçlamış, milli kültürümüzün dokularıyla oynayan , Anadolu'nun Türksüzleştirilmesini ve Türkün Atatürksüzleştirilmesini hedefleyen, tek dünya düzenini savunan sapkın güçlerin aleti konumunda bulunan bütün işbirlikçiler mücadele kapsamımızdadır. Siyasi partilerin çözüm üretmekten uzaklaşmaları, ülke güvenliği gibi sorunlara seyirci kalmaları, Türk Milletini sivil oluşumlara itmiştir.

Türkiye'nin içi boşaltılıyor

Fikirleriniz az çok bilinmekle birlikte bu hükümetin icraatı konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bu hükümet döneminde ülkenin geleceği her yönü ile karartılmış, istikbalden endişe duyulur hale gelmiştir. Milli reflekslerimiz bu dönemde planlı bir biçimde tek tek ortadan kaldırılmıştır. Dönem, tam anlamı ile 1920 öncesi Damat Ferit Hükümeti dönemidir. Türkiye'nin içi boşaltılmakta, neo sömürgecilik anlayışı çerçevesinde bütün kurumları yabancılaştırılmaktadır. Bu karanlık tablo içerisinde millet arayış içerisindedir. Kuvay-i Milliye ruhu içerisinde yurdun dört bir tarafında dernekler kurulmakta, sivil insiyatif harekete geçmektedir. Adeta büyük bir milli cephenin oluşumuna gidilmektedir. Anadolu'nun her yerinde yakılan çoban ateşlerinin kısa bir süre içerisinde büyüyeceğinden hiç kuşkumuz yoktur. Milli güçlerin ana hedefi, bu iktidarı ve zihniyetini bir daha gelmemek üzere tarihin çöplüğüne gömmek olmalıdır. Ayırımlardan ve farklılıklardan ziyade azami müştereklerde birleşmeli, milli cephede gedik açtırmamalıyız.
Özellikle Danıştay ve Hırant Dink olaylarından sonra milli kuruluşlar için ortaya atılan derin devlet yakıştırmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Üzeyir Garih cinayeti, Danıştay ve Atabeyler operasyonu, Şemdinli provokasyonu , Papaz Santora ve Hrant Dink cinayetlerinin yabancı servislerle işbirliği yapan ve dışarıdan yöneltilen tarikatların işi olduğu kanaatindeyim. Türkiye'de milli tavır alabilecek bir derin devlet anlayışı Atatürk'ten sonra kaybolmuştur. İkincisi hakkımızdaki derin devlet tanımlaması yakışıksızdır. Vatandaş ümitsiz bir şekilde devletin yapmadığı görevi, hukuk kuralları çerçevesinde dernekleşme yolu ile gerçekleştirme kararı vermiştir. Tekrarlıyorum: Danıştay ve Dink cinayetleri CİA ve MOSSAD'ın talimatları ile içerideki militan tarikat yapısı içerisinde gerçekleştirilmiştir. Bu cinayetlerin arkasında Türk milleti yoktur.

Çankaya seçimleri ile ilgili görüşleriniz nelerdir?

Çankaya Atatürk'ün evi olup, onun manevi şahsiyetinde Türk milletinin birliğini temsil makamıdır. Biz Cumhurbaşkanlığı meselesinin sadece Tayyip Erdoğan ismi ile anılmasının doğru olmadığı kanaatindeyiz. Küreselci, etnikçi, azınlıkçı ve neoliberalci anlayışa sahip birisi bu makama oturamaz. Kendisine Türküm diyemeyenlerin, ben Gürcüyüm, eşim Arap diyenlerin, 'egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' umdesine yalan olarak bakanların, teröriste sayın diye hitap eden, şehitlerimizi kelle olarak görenlerin, Türk milletini temsil etme hakkı asla olamaz...

Hesaplaşma günü çok yakındır

Ulus Devlet ve üniter yapının tehdit altında olduğu görüşüne katılıyor musunuz?

Ülkemiz bugün, her zamankinden daha fazla tehdit altındadır. Genelkurmay başkanımız ve MİT Müsteşarı, ülkenin parçalanma tehlikesinden bahsetmiştir. Bunlar birer uyarıdır. Ancak siyasi iktidar bu uyarıları görmemezlikten gelmektedir. Eyaletleşme sürecine her boyutta devam edilmektedir. Maden Yasası, Petrol Yasası, İl Özel İdareleri Yasası, Kalkınma Ajansları Yasası bunların örneğidir. Ülkemizde köklü bir sistem değişikliğine gidilmektedir. Atatürkçü milli üniter devlet yapısı tasfiye edilmekte, etnikçi, ufalanmış bir yapının kurulması amaçlanmaktadır. Bütün bunları görmemek mümkün değildir. Erdoğan ve Gül ikilisi, adeta Türk milletinin kurduğu son devleti yıkmak için büyük bir gayret içerisindedirler. Yaptıklarının milletçe bilinmediğini zannediyorlarsa, büyük yanılgı içerisindedirler. Milletin hesap sorması çok yakındır. Türk devletinin tasfiyesine karşı mücadeleyi meşru hukuk zemininde her alanda yapmak ve özüne yabancılaşmış bir iktidarın karşısında durmak, her Türk vatandaşının asli görevidir. Görevimizi sadece seçim sandığı ile kısıtlı tutamayız. Bu iktidarın millet aleyhine yürüttüğü her icraatın karşısına temel hak ve özgürlüklerimizi kullanarak karşı çıkmak zorundayız. AKP'nin parti bayrağının rengi olan Soros tipi turuncu devrime karşı, Türk milleti hukuk zemini içinde karşı hareketi başlatmak zorundadır. Bugün gerekli tepki gösterilmezse, yarın çok geç olacaktır.

Büyük Hukukçular Birliği Başkanı Kemal Kerinçsiz:

Dönem tam anlamı ile 1920 öncesi Damat Ferit Hükümeti dönemidir. Bu karanlık tablo içerisinde millet arayış içerisindedir. Kuvay-i Milliye ruhu içerisinde yurdun dört bir tarafında dernekler kurulmakta, sivil insiyatif harekete geçmektedir. Anadolu'nun her yerinde yakılan çoban ateşlerinin kısa bir süre içerisinde büyüyeceğinden hiç kuşkumuz yoktur.

Bunu ilk beğenen siz olun

Hata Oluştu


> 1 <